Seninle bir kahvaltı
04 Nisan
seninle bir kahvaltı…
…dışarı çıkmadan önce ışıkları kapattım.Asansörün düğmesine bastım. Hemen geldi …sanki o da bu günün farkında.5. kata çıktım hemen ,arkadaşım kendisini gitmeden önce kaldırmamı istemişti benden.Odaya gittim mışıl mışıl uyuyordu.Bir kaç kez seslendim ,uyandırdım.Gelicek misin dedim.”Abi sen git ben yatıcam.” dedi.Yüzümdeki neşeli ifadenin farkında degildi herhalde,hiç tepki vermedi oysa beni ne zaman neşeli görse takılmadan duramazdı.Odama indim yüzümü bir kez daha yıkadım ,zinde gözükmem gerekiyordu.Aylardan sonra ilk kez özendim giyecegim elbiselere ,aynanın önünde tatmin olana kadar saçlarımı bir sağa bir sola taradım.Çantama defter ,kitap ve bu gün ki derslerin notlarını koydum.Telefonumu alıp kendimi dışarı attım.Nedense bu sabah güvenlikte kimseyi göremedim.Mustafa abi olsaydıda bu sabah ne kadar neşeli oldugumu bir görseydi diye geçirdim içimden.
Dışarısı sandığımdan dahada soğukmuş, önce biraz ürperdim.Sonrada bu hafifligin tadını çıkarmaya başladım.Kulaklıklarımı taktım, sabah sabah sevdiğim parçaları dinlemeye başladım yolda yürürken.Bir taraftanda az sonra olacakları içimden kestirmeye çalışıyordum.Ne zamandır bu günü bekliyordum.Her şey çok güzel olmalı.
Kaldırım taşları sanki farkında her şeyin.Her sabah mutlaka takılırdım.Bu gün ise sanki onlar beni taşıyor.Havanın berraklığına ne demeli peki, kuşlarada birileri haber salmış olmalı, bir başka yeşil sanki her gördüğümde sararmış olmasından şikayet ettiğim yapraklar,çimlerde bir gelin gibi hafiften bükmüş boynunu o kadar güzellerdi ki her zaman üzerlerine basarak geçtiğim yolu uzatıp üzerlerine basmadım, en azından bu gün kıymak istemedim onlara.Dinledigim parçadanda çok güzel bir cümle yakaladım sosyale varmadan.”besle kargayı kartala kafa tutsun.” çok hoşuma gitti, hiçte farkedememişim bu güne kadar…
Bu sabahta ayrı bir neşeli kasadaki görevli yine iki kelimede olsa sohbetimizi ettik.3 dilim ekmek aldım sepetten, şansa bak bir de yarım şeker buldum çayım için, bir tanede adi plastik kaşık…Tepsimi aldım boş bir masaya geçtim…
Sonunda seninle karşılıklı oturuyoruz.Pencere kenarında bir masa seçmiştim hem senin tenini daha berrak görebilmek hemde gerektiginde masmavi gökyüzüne bakıp gerektiğimde ufkumu açmak için.Önce tabaktaki jelatini çıkardım.Sonra yumurtamı soyup reçel ve balın yerine koyup orda dilimledim sonra domates ve salatığı…Hepsine ayrı bir özen gösteriyordum, her şeyin bir düzeni vardı,beni düzenli görmek istedigini soylemiştin ya artık çok dikkat ediyorum bu tarz küçük ayrıntılara.Ne güzelmiş senin gözlerinin içine bakıp çayımı yudumlamak,tatlı tatlı gülüşüne sabah şahitlik etmek.Sesinde öyle sıcak ki her kelimen ayrı bir heyecan , ayrı bir macera katıyor sanki hayatıma.Çok seviyorum saçlarını ilk kez dokunabilmiştim onlara…Bir keresinde sevmedigini söylemiştin saçlarını hatırladın mı sana ne kadar kızdığımı ? O yer yer kıvrımlı dalgalı saçların yanaklarını nede güzel sarıyor hiçte farkında degilsin halbuki.
Ne de çabuk bitti şu kahvaltı.Gitmesem şu sınavıma olmaz mı ? Seninle olsam… Benim için en iyisini istediğini biliyorum nasıl olsa sınavdan sonra hemen yanıma geleceksin.Çimlerin üstüne oturup biraz daha vakit geçirecegiz. Tepsimi topladım yerine koydum. Arkadaşlardan biriyle az sohbet ettim.
Oldu mu ama şimdi …
Bak karşıdaki bankta oturuyorsun.Evet gerçektende sensin…gitsem konuşabilecegim, kafamı kaldırsam gözlerinin içine bakabileceğim, elimi uzatsam dokunabilecegim , ellerimi uzatsam sarılabilecegim, sarılsam öpebilecegim sen…. Oturmuş nede güzel hayalinle beraberdim az önce.. O nun gülüşüde seninki kadar güzeldi.Hafifçe tombul yanakları vardı, çocuksu duruşu ilgili bakışları vardı, gülen gözleri hemen ısıtıyordu insanın içini.Saçlarından hiç bahsetmiyorum bile…ve üstelik O beni seviyordu.Hemde deliler gibi çünkü O benim hayalimdi,ben öyle olmasını istemiştim, böylece senden daha mükemmel birini yaratabilmiştim ilk defa, sırf seni unutabilmek için.Ama sen yine karşıma çıktın.Her şeyin hayal olduğunu gösterdin.Beni en zayıf noktamdan yakalamayı bir kez daha başardın.
Halbuki tüm gece uyumamıştım hayalinle buluşmak için.Ellerimin neden titredigini sormuştun ilk masaya oturdugumda; uykusuzluktan yürüyemeyecek haldeydim, aslında beni ayakta tutan sadece sendin o an için.İşte her şeyi bitirdin bense yanına bile gelip konuşmaya cesaret edemedim belki terslersin diye.Korkuyorum hala ve bu korkum her gün biraz daha bitiriyor, bir böcek gibi hayatımın kalan neşesini kemirip duruyor.”Hiç kimse için üzülmeye değmez ” mi, bilmiyorum ama beni hayata bağlayan sadece hayalin kalmıştı, seni görmeden önce.
İnan bunu daha fazla nasıl kaldırabileceğimi bilmiyorum.
NEBIOGLU 04 04 2007
Categories: Uncategorized
çalıntı yazılar, öykü, eski yazılar, gereksiz yazılar, hikaye, kurmaca, nebioglu